Ana Sayfa » Marmaris Çevresi

Serçe Limanı

Bozukkale (Loryma antik kenti) yakınlarındaki, Türkiye’nin en korunaklı doğal limanlarından biri olan Serçe Limanı, denizin karaya bir dil gibi uzanarak haliç yapmasıyla oluşmuştur. Girişi dar olduğu için açıktan hiç dalga almamaktadır. Sahil kayalıklarına kıçtan kara yapan, önden demirleyen veya blok şamandıra ile belirlenen noktalara bağlanarak sabitlenen tekneler, otel odasında uyur gibi kımıldamadan, kira ödemeden konaklayabilmektedirler. Limanın özelliği, etrafını çeviren yüksek kayaların rüzgarı kesmesi ve teknelerin Güneydoğu yönüne açık liman ağzında denizin durumundan etkilenmemeleridir. Tepelerde yankılanan keklik sesleri ile akşamı karşılayan Mavi Yolcuların teknelerine yanaşan sandallar, turistlere halı, kilim, süs eşyası, yöre balı, adaçayı, kekik otu satıyorlar. Balıklar ise sıkı pazarlıklarla alıcı buluyor. Serçe Limanı sahilinde yokluklar arasında Tekne yolcularına hizmet veren bahçe içi iki tane kır lokantası bulunmaktadır.

Tarihçe:
Bu olağanüstü limanda, geçmişte sığınmak isteyen bazı gemileri sonsuza kadar derinliklerine saklamıştır.
Denizcileri aldatarak baştan çıkartan bu limandaki batıklardan birisi liman ağzının hemen içinde 30 metre derinde yatan M.Ö. 1. veya M.S. 1. yüzyılın başlarına ait bir Roma Dönemi Amphora taşıyıcısı, bir diğeri limanın iç kısımlarında 35-37 metre derinliklerde (1973-Süngerci Mehmet Aşkın) M.Ö. 3.yüzyılın ilk yarısının Helenistik Döneme ait Şarap taşıyıcısıdır. Bu batığın 150 metre kuzeyinde M.S. 11.yüzyıl Cam Batığı ve bunun doğusunda sığ sularda parçalanmış Helenistik dönem Batığıdır.

Hellenistik Batığı (Şarap Taşıyıcısı)
Serçe Limanı Hellenistik Batığı 1979 yılından beri bilinen bir batıktır. Serçe Limanı’na sığınmaya çalışıp başarılı olamamış bir kaptan ve mürettebatının öyküsünü taşıyor. Muhtemelen güneydoğudan esen Lodos rüzgarının kovaladığı gemi, limanın ağzına kadar kaçabilmiş ama son anda yakalanmış deniz tanrılarının gazabına.

Gemi, 35 metre derinlikte bulunmaktadır.1979 yılında Serçe Limanı Cam Batığı’nın kazısı tamamlanırken M.Ö. 3. yüzyılın ilk yarısına ait olan bu geminin kazısına karar verilmiştir.

Sonradan Cam Batık adını alacak olan M.S.11. yüzyıla ait bir ticaret gemisi batığı yakınlarında bulunan Helen dönemi batığı, bulunduğu yer süngerci Mehmet Aşkın tarafindan 1973’te George Bass’a gösterildiğinde, çoktan yağmalanmıştı. Bunun yanı sıra cam keşfinin büyük değeri ve tekne dizaynının ilginçliği, bir dereceye kadar Helen Dönemine ait batığı gölgelemiş ve daha ileri düzeyde araştırmaların gerçekleşebilmesini geçiktirmiştir.

Batık üzerinde çalışmalar başladığında arkeologların dikkatinden kaçan üzücü bir gerçek ortaya çıkmıştı. Geminin kalıntılarının üzerinde battıktan sonra yandaki kayalardan düşen kocaman bir kaya duruyordu! Yani bu geminin kazısını gerçekleştirebilmek için ya köstebekler gibi kayanın altına tüneller açılacak, ki bu da oldukça tehlikeli bir yöntem idi, ya da bu tonlarca ağırlığındaki kayayı kaldıracaktı. İkinci seçimi tercih ederek yapmış oldukları calısmalarda ; tüm uğraşlarına rağmen kaya gemiyi sahiplenmekte ısrar etti ve sonunda tabiatın gücünü kabullenerek çevrenin kazısı ile yetinilmiştir.

Batık, Serçe Limanı’nın ağzına yakın bir yerde, suyun 35 ila 37 metre altında yatıyordu. Yağmacılar görünürdeki bütün amforaları götürmüş olsalar dahi el değmemiş bölge de vardı.

Helen Döneminden kalma bu gemi batığı, gemi yapım tarihçesi ile ilgili bilinmeyene ulaşmanın bir yolunu sunma konusunda çok değerli bilgiler sunmaktadır. Seramiğin tarihçesi hakkında bir temel sağlamıştır ve bulunan amforaların çeşitliliği ilginçtir. Batığın üzerindeki ilk incelemeler sonucunda yüzeyin hemen altında bulunan 3 sıra amfora ortaya çıkartılmıştır. Amforaların çoğunda şarap taşındığı kanıtlandı; bu da Helen gemisinin geçmiste bir şarap taşıyıcısı olduğunu gösteriyordu.

Amforaların damgalı kulpları, batığın M.Ö 3. yüzyılın ilk yarısına ait olduğunu kesin olarak ortaya koyuyordu. Kaldırılan 3 amfora katmanının altından sapları olmayan bir düzineden fazla küre biçimi cam kap çıkmıştır. Taştan yapılmış bir yükleme kepçesi milinin iki parçasi ve dönel bir değirmenin alt platformu da, bulunan eşyalar arasındaydı. Aynı batıkta, biri büyük diğeri küçük iki değirmen bulunması alışılmadık bir şey değildi; çünkü bazen bir seferde sadece az miktarda cam tozu üretiminin gerekli olduğu anlar da olurdu. Bulunan bir değirmenin diğerinden daha eski çağlara ait olması da, sadece kullanılan değirmen taşının, kendinden sonra geliştirilmiş modellere kadar dayanabilecek ölçüde uzun ömür garantisi bulunduğunun bir göstergesiydi. Çeşitli testiler ve alışılmadık bir düz tepeli amfora, diğer el yapımı tahta, taş ve kurşun eşyaların arasında yatıyordu. H’l’ üzerlerinde çalışılmakta ve analiz edilmekte olan bu buluntuların altında da, geminin gövdesine ait olduğuna inanılan tahta vardı. Tahtanın bir kısmı kurşunla kaplanmıştı ve bulunan kurşun bir boru parçası, eski çağlarda kurşun sintine borusu kullanıldığının kanıtıydı.

Serçe Limanı’ndaki Cam Batık
Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde, özel bir salonda, Marmaris Serçe Limanı Batığında bulunmuş, halen bilinen en önemli İslâm cam koleksiyonu sergilenmektedir. 1977-1979 yıllarında sürdürülen kazıda ele geçen buluntular geminin M.S. 1025 tarihinde Karadeniz’e ulaşmak amacıyla Suriye’deki bir limandan yola çıktığını, ancak bilinmeyen bir nedenle Serçe Limanında battığını göstermektedir.

Geminin ticari nitelikteki 3 tonluk yükü, cam külçeler, kırık parçalar ve çeşitli kaplardan oluşmaktaydı. Bu koleksiyonu oluşturan cam yapıtların birbirinden farklı yaklaşık ikiyüz tipe ayrıldığı görülmektedir. Buluntular arasında yer alan Fatımî Halifelerinin adı yazılı kalıp baskı cam senceler (ağırlıklar) geminin M.S. 11. yüzyılın ilk yarısında yola çıktığını belgelemiştir.

Serçe Batığı camları dört ana gruba ayrılır. Birinci grup sofra eşyalarıdır. Bunlar büyük servis tabakları, sürahiler, meyvelik ve kâseler ile bardak ve fincanlardan oluşur. İkinci grup, kavanozlar, şişeler ve damacanalar gibi çeşitli sıvıları depolamak amacıyla kullanılan kaplardır. Üçüncü guruptaki kandiller aydınlatma amacıyla yapılmışlardır. Dördüncü grupta bulanan koku şişeleri, mürekkep hokkaları, hacı şişeleri anı eşyası olarak imal edilmişlerdir.

Çoğu ince çeperli olarak imal edilmiş olan bu cam kaplar, renksiz, açık ve koyu yeşil, sarı, bordo ya da pembe-bej tonlarda, serbest üfleme ve kalıba üfleme teknikleriyle yapılmışlardır. Kalıba üfleme teknikli yapıtlar, baklava desenli, ortası yıldızlı motifli tabaklar, kâse ve kavanozlardır. Serbest üfleme tekniğiyle yapılmış birçok yapıt arasında kesme bezemeli olanları, lüks ürün olup özel olarak imal edilmişlerdir. Bu çağda cam yapımında yeni bir yöntem uygulanmaya başlanmıştır. Bu yöntemde cam yapıt daha sıcakken yüzeyinde kesme yapılarak bezemeler oluşturulmaktaydı. Sıcak kesme adı verilen bu yöntemle kabartma çizgili resimler elde edilmekteydi. Bu teknikle bezemeler daha keskin hatlara kavuşmaktaydı. Burada kullanılmış aslan, balık kılçığı gibi figürlerin yanı sıra kimi başka desenler doğu etkisini ve İslâm özelliklerini yansıtmaktadır. Sürahi ve bardaklardaki kesme doğu motifleri ve sütunlu yapı bezemeleri doğu mimarîsindeki atmosferi -binbir gece masallarını büyülü atmosferini akla getirmektedir.

O çağda pazar isteklerini karşılamak amacıyla üretilen camlar, sofra eşyaları, kandiller ve hediyelik şişeler Karadeniz kıyılarında, kentlerdeki ya da nehir kıyılarındaki atölye ve dükkânlarda hurda olarak pazarlanmak amacıyla taşınıyordu.

Sualtı Arkeolojisi Enstitüsü araştırma ekibi, 1973 yılında, o zamana kadar kazılmış olanların dışında kalan batıklar bulmak amacıyla Türkiye kıyılarını araştırıyordu. Bass’in başlattığı ve bilim adamlarımızın aynı hızla devam ettirmekte olduğu değişik sualtı araştırmalarının hedefi sahillerimizdeki batıkları tespit etmek, başta soygun olmak üzere degişik zararlı etkenlerden korumaktır. Selimiye Batığı’nı da bize gösteren Bozburun’lu sünger avcısı Mehmet Aşkın, George Bass’a gövde yapımına dair bilgilerin çok kısıtlı olduğu bir dönem olan 11. yüzyıldan kalma olduğu sanılan bir amfora bulduğu bu alanı, batık üstüne 10 dakikalık bir dalışta göstermişti. Amforanın kendisi, kumla korunmuş olduğundan, sağlam durumda, dik olarak duruyordu. Bu batık alanının kum üstünde kalan kalıntıları diğer batıklara nispeten az olmasına rağmen geminin ahşap gövde kalıntılarının da bu durumda olacağına inanmak için her türlü neden vardı ve alanın kazılması, bu dönemle ilgili kıymetli bilgiler sağlayacaktı. Ayrıca batık alanında bulunan cam örnekler bu kazı sayesinde cam tekniği hakkında önemli verileri ihtiva ettiğine işaret edıyordu.

Serçe Limani’nda kazısı yapılan Cam Batık, gemi yapımcılığı tarihine akıl almaz bir katkıda bulunmuştur. İslam kaynaklı cam yükü kazının önemli bir buluşu olmuş ve İslam sanat tarihinin önemli bir dönemine ilişkin büyük bilgi sağlamıştır. Bu batıkta yapılan birçok başka buluş, tarihin bulutlu bir dönemi konusunda kıymetli bilgiler elde etmemizi sağlamıştır. Serçe Limanı Batığı, tamamen modern yöntemle inşa edilmiş, bilinen ilk gemidir.

Serçe Limanı gemisi, 15 metre uzunluğunda ve 5 metreden biraz fazla bir genişliktedir; 30-35 ton yük taşıma kapasitesi vardır. Kare biçimi ambarıyla yuvarlak biçimli gövdesi, maksimum depolama kapasitesi sağlamak amacıyla şekillendirilmiş olmalıdır. Armadadan artakalan eserler şunlardır: Makara blokları, makara dilleri ve bir halat bloku. Bunların, gövdenin dizaynı ve bütünsel özellikleriyle bağlantılı olarak incelenmesi, geminin 2 direkli olduğunu göstermiştir. O zamanlar en çok kullanılan 3 köşeli armada, 2 yelkende 100 metrekare yelken bezi gerektirmiş olmalıdır. Düz karinası ve küçük ama ağır omurgası onu, sığ sularda hatta nehir kanallarında seyretmeye elverişli kılmış olsa gerektir. Daha derin salmalı, daha iri gemilerin seyretmekte yetersiz kaldığı yerlerde, yükü, büyük gemilerden alıp kıyıya taşıyan bir yükleme teknesi olarak çalışmış olması da olasıdır. Nispeten küçük olmasına rağmen uzun seyirler yapmaya da uygundur.

Serçe Limanı Batığı Kazısı’ndan önce, İslam camının en ünlü koleksiyonu Atina’daki Benaki Müzesi’ndeydi. Bu koleksiyon kırıklar dahil 425 parçadan oluşuyordu. Serçe Limanı Batığı, 500 bin ila 1 milyon arasında parça cam eseriyle en zengin cam koleksiyonunu oluşturmaktadır. Kazı alanında 80 eksiksiz parça bulundu. Kırıklardan, yüzlerce adet kısmen bütünlenmiş profil üretildi ve birçok yeni şekil keşfedildi. Daha şimdiden 200’den fazla değişik cam biçimi ve yalnızca 1200’ün üstünde geniş ağızlı büyük bardak tanımlanmış durumdadır. İşin büyüklüğü sersemleticidir.

Cam Batık, İslam sanat tarihinin önceden bilinmeyen bir dönemi hakkında bilgi sağlayan başlıca kaynaktır. Bu batık, gemide bulunan İmparator II Bazil’e ait sikkeler ve Fatimi Hanedanı döneminin tarihiyle damgalanmış İslam ağırlıkları sayesinde, M.S. 1025 yılına tarihlendirilmiştir. Geminin yükü üstünde sürdürülen incelemeler Bizans dönemine ait camın birçok başka veçhesi hakkında önemli bilgi sağlamayı sürdürmektedir

Değerli cam ve amfora yüküne ek olarak batık, Ortaçağdan kalma silahlar ve araçlar, satranç ve tavla parçaları, iki döner el değirmeni, sikkeler, değişik ağırlıklar ve harikulade güzel bir altın küpe gibi başka buluntuları da bizlere saklamıştır.
(Tarihçe, http://www.badim.com.tr/default.aspx?pid=166 adresindeki makaleden derlenmiştir)

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Cam Batığı Salonunda sanal gezi yapmak için tıklayınız

8 Şubat 2009
Puanla (Tıklayıp puanlayın)
Loading...
Önceki konu: Bozburun
Sonraki konu: Loryma Limanı (Bozukkale)

Bu yazı ile ilgili yorumlarınızı, eksik bulduğunuz yerleri ve sorularınızı aşağıda yazabilirsiniz. Bu konu haricindeki sorularınızı forumda sorabilirsiniz.

Ayrıca kendi sitenizden geri izleme (trackback) yapabilir, bu yazıya yapılacak yorumlara RSS yoluyla ulaşabilirsiniz.