Ana Sayfa » Haberler

Türkiye’nin turizm cenneti harabe oldu

Zenginliklerine zenginlik katmak için özel izin alıp talan edilen Bodrum’un geleceği tehlikede…

Bodrum Yarımadası’ndaki 385 kıyı yapısının sadece 96’sı yasal nitelik taşıyor. Diğerleri kaçak. Şikayet üzerine belediye meclisleri ceza veriyor, yıkım kararı çıkartıyor ama ne ilginçtir ki ihaleye kimse girmiyor. Belediyeler kendisi cezadan kurtulmak için prosedürü yerine getiriyor ama bu yapılara dolaylı olarak göz yumdukları da iddia ediliyor.

“HERKESİN BİR ÇIKARI VAR”
Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, kaçak ya da ruhsata aykırı bina ve tesislerin yıkım ihalesine neden kimsenin katılmadığı sorusuna çarpıcı ve samimi bir yanıt veriyor: “Demek ki herkesin bir çıkarı var.” Belediyenin üzerine düşeni yaptığını savunan Ağan, “Belediyenin işi sadece yıkım yapmak değil” diyor ve yıkım gerçekleştirebilmek için paraya, araca ve insana ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Mavi Yol Girişimi’nden Filiz Dizdar, Bodrum’da imarlı alanın çok az kaldığını belirterek, “Hazine ve orman arazileri bu yüzden çok değerli hale geldi. Rant büyüdü” diyor ve ekliyor: “Rant, Bodrumluların gözünü döndürdü. Bunda hepimizin suçu var. Herkes kendi kanununu yazar ve uygular hale geldi. Yönetim ve denetim eksikliği var. Yerleşim yerleri küçük olduğu için feodal ilişkiler hakim.”


Yakında nostalji olacak

Bodrum Deniz Ticaret Odası Başkanı Gündüz Nalbantoğlu Bodrum’daki yapılaşmaya dikkat çekerek de bu durumu doğruluyor. “Mavi Yolculuk nostalji olma yolunda ilerliyor” diyen Nalbantoğlu, tahsislerin yeniden verilmesi halinde, Turizm Bakanlığı’nı tekrar dava edeceklerini belirtiyor. Kisse Bükü konusunda hassas olduklarını ifade eden Nalbantoğlu, “Ben yaptım oldu mantığına karşıyız” diye de ekliyor.

Türkiye’nin dünyaca tanınmış tatil cenneti Bodrum’u cehenneme çeviren betonlaşma cenderesi, insanlık mirası koyları ve Türk turizminin alameti farikası “Mavi Yolculuk”u tehdit ediyor. Ege Denizi’nin en bakir koyları ve sırtları, pıtrak gibi fırlayan tesis ve ikinci konutların işgaline uğruyor. Tarihi ve turistik yarımadada yaşayan insanların bile sayısını geçen binaların işgali önlenemez bir hızla artarken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, yarımadanın imar yetkisine el koyması ve plan yapması da bu işgali durduramıyor. Üstelik bakanlık eliyle yapılan, orman arazilerinin turizm için şirketlere tahsisi bu yağmayı daha da hızlandırıyor. Adeta devlet eliyle bakir koylar ve yarımadanın kıyılarından başlayarak sırtlarına kadar uzanan yeşil alanlar işgal ediliyor. 1980’lerin ortasından başlayan bu furya, daha çok turist, daha çok gelir ve daha güzel Bodrum adına yapılıyor. Ancak Bodrum’a el değmemiş doğal güzelliği için gelen turist ve yöre halkı göz ardı edilerek, planlı ve bilinçli yapılan yatırımlar, Bodrum’u betonun kucağına atıyor. Ancak sadece beton değil Bodrum’u tehdit eden. Çöken altyapı nedeniyle susuzluk, çöp sorunu, kanalizasyon ve arıtma eksikliği, gürültü kirliliği, balık çiftlikleri, ruhsata aykırı binaların yıkılamaması, ‘her şey dahil tehdidi’ gibi sorunlar kronikleşince, Bodrum da cazibesini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Bodrumlular, kendilerinin de pay sahibi olduğu bu gidişatın yanlış olduğunun farkına varmış görünüyor ve ortak aklı yaratıyor. Ancak Bodrum, tüm Türkiye’nin sahip çıkması gereken bir insanlık mirası. Gelin Bodrum Yarımadası’nda ‘mavi bir yolculuğa’ çıkalım ve sorunlar ile çözümleri yerinde inceleyelim.

“Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler” diye sesleniyor Cevat Şakir Kabaağaçlı, nam-ı diğer “Halikarnas Balıkçısı”, kentin girişindeki büyük bir tabeladan. Ege’nin cennet koylarına ev sahipliği yapan o kasaba Halikarnas Balıkçısı’nın yaşadığı huzurlu bir sahil beldesi olmaktan çıkalı uzun yıllar oluyor. Ondan geriye kalan son mirasın izleri de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

İNSANDAN ÇOK BİNA VAR
Türkiye turizminin ‘alameti farikası’ Bodrum, Bodrum’un ‘alameti farikası’ da elbette Mavi Yolculuk. Bu efsane, hızla yolun sonuna doğru geliyor. Yarımadanın bakir koyları ve kentin sırtları betona teslim oluyor. 3 bin 500 yıllık tarihe sahip insanlık mirası yarımada, ikinci konutlar, yeni turizm tesisleri, balık çiftlikleri, golf alanları, villalar ve deniz dolgularıyla adeta işgal ediliyor. 1980’lerin ortasından bu yana başlayan ve herkesin ‘daha çok turist’ ve ‘daha çok para’ adına başlattığı furya, tarihi ve turistik yarımadayı tıpkı Kuşadası ve Çeşme gibi betonlaşmanın eşiğine getirdi. Bodrum’da artık insandan fazla bina var. Orman yangınlarından çok daha tehlikeli ve sinsi bir düşman, Bodrum’u ve dünya mirası koylarını sessizce katlediyor: O düşmanın adını koyalım: “Rant hırsı”…

KATLEDİLMEYİ BEKLİYOR
Mavi Yolculuk’un yapıldığı kıyıların yüzde 90’ında beton binalar yükselmiş durumda.
Kıyılarında çeşitli tesislerin dolgu ve kaçak iskeleler yaptığı o el değmemiş koylardan geriye kalanlar da katledilmek üzere sıra bekliyor. Halikarnas Balıkçısı’nın, ya da kısaca ‘Balıkçı’nın mirasını korumak için oluşturulan ‘Mavi Yol Girişimi’nin sözcüsü Filiz Dizdar, Mavi Yolculuk güzergahının başladığı ve bittiği nokta olan Adalıyalı mevkisindeki Kisse Bükü koyunda toplam 2 bin 500 yataklı üç otel tahsisi olduğunu söylüyor. Orman arazilerinin tahsisini yürütmesi Danıştay tarafından durduruldu, Anayasa Mahkemesi de geçen yıl içinde yönetmelik maddesini yüksek kamu yararı gözeterek iptal etmiş ve bir yıl içinde yeni düzenleme yapılmaması halinde kararın kesinleşeceğini belirtmişti. Bu süre dolmadan yeni bir yasa çıkarıldı. 15 Mayıs 2008’de çıkan yasayla, eski tahsis alanların bir ay içinde başvurması halinde, ön tahsis aldıkları kabul edileceği ve sürecin kaldığı yerden devam edeceği açıklandı. Bunun anlamı, Kisse Bükü’nün kaybolmasıydı. Nitekim, bu yıl başından bu yana Kisse Bükü’nde üç kez orman yangını çıktı. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Bodrum Temsilcisi Sevinç Gökbel de, yarımadada durdurulamaz süratte yapılaşma ve betonlaşma tehlikesine dikkat çekiyor ve uyarıyor: “Kıyılar ve kıyı kullanımı ciddi tehlike altında. Mavi Yolculuk öldürdüğümüz bir sektör. Kıyı turizmi, koyların betonlaşması ile ölüyor.”

Sabah Gazetesi

22 Ocak 2009
Puanla (Tıklayıp puanlayın)
Loading...
Önceki konu: Kız Kumu, görenleri hayrete düşürüyor
Sonraki konu: Muğla’nın mavisinde, mavi yolculuk

Bu yazı ile ilgili yorumlarınızı, eksik bulduğunuz yerleri ve sorularınızı aşağıda yazabilirsiniz. Bu konu haricindeki sorularınızı forumda sorabilirsiniz.

Ayrıca kendi sitenizden geri izleme (trackback) yapabilir, bu yazıya yapılacak yorumlara RSS yoluyla ulaşabilirsiniz.